İnsan zihninin deneyimlediği birçok duygu gibi korku da günlük hayatta deneyimlenen birçok duygudan biridir. Korku en çok zihnimizi ve bedenimizi tepki mekanizmaları ile uyaran bir harekete geçiricidir. Çoğu zaman yanı sıra eşlik eden kaygı, üzüntü, heyecan gibi duyguları da deneyimleriz. En ilkel insan yaşantısından beri hayatımızın bir parçasıdır. İlk insanlardan bu yana hayatta kalma iç güdüsünün en yoğun deneyimlendiği duygu da aynı şekilde korku duygusudur. Dışarıdan gelen her türlü tehlikeye karşı soyut veya somut olarak korku duygusu zihnimizi ve bedenimizi alarm moduna sokar ve hazırlar.
Ancak bazı zamanlarda korku duygusu içsel veya dışsal bir tehdit veya tehlike olmadan da deneyimlenmemize sebep olabilir. Bunu bilimsel bağlamda ise ‘niktofobi’ olarak nitelendirmek mümkündür. Ancak korkunun niktofobi olarak nitelendirilmesi için bu şartları karşılayan birçok kritere eşlik etmesi beklenmektedir. Yalnızca günlük hayatta ve eser miktarda korkuyu niktofobi olarak nitelendirmek doğru olmayacaktır. Çoğunlukla ve literatürde geçen tanımıyla niktofobi karanlık ve karanlık alanlara karşı başka bir uyaran hissetmeye gerek duymadan yaşanan yoğun korku halidir. Buna çoğu zaman karanlık fobisi de denmektedir. Çocukluk, ergenlik, yetişkinlik ve yaşlılık gibi yaşamın birden fazla evresinde deneyimlenmektedir. Kişinin eğilimleri, mizacı ve karakter özellikleri de bunda belirleyici faktör olmaktadır.
Niktofobi yani karanlık korkusuna sahip bireyler karanlıkla baş başa kalabilecekleri ortamlardan kaçınma ve geri durma eğilimindedirler. Kişinin zihnindeki alarm modunun devreye girmesi için ufak bir karanlıkta kalma tehlikesi veya deneyimi dahi yeterli olmaktadır. Gece uykusu özellikle niktofobiye sahip bireylerde oldukça sorun yaratabilmektedir. Bunun sebebi gece uykusunda ihtiyaç duyulan karanlık ortamın niktofobiye sahip kişinin uygulamasında yaşayacağı güçlüktür. Kişi tam karanlık bir ortamda bulunmaya tahammül edemez ve uyku kalitesinde aşınmalar meydana gelir. İleriye dönük bakıldığında bu durum uyku hijyeni ve diğer sağlık problemi için de tehlike arz etmektedir.
Niktofobi psikolojik anlamda bakıldığında kişinin elinde olmayan ve çeşitli sebeplerle sonradan gelişmiş bir fobi türüdür. Kişi karanlığın hiçbir tütü ve derecesine maruz kalamaz ve bunun gerçekleşebileceği her ortamdan kaçınma eğilimi gösterir. Karanlık olan her ortamda kişinin zihni olumsuz ve kaygı içeren senaryolar üretmeye başlamaktadır. Ortamda veya kişinin beden veya zihninde herhangi bir tehlike veya kaygı olmadan zihin bedene bir tehlike sinyali göndererek kişinin karanlık fobisi yani niktofobi adını verdiğimiz durumu tetikler ve beden bir alarm moduna girer. Karanlıktan korkmak kişi için tüm hayatını etkileyen bir hal almaktadır.
Niktofobi (Karanlık Korkusu) Nedir?
Niktofobi yani halk arasında ve çoğunlukla bilinen adıyla karanlık veya karanlıktan korkmak kişinin ışık olmayan loş ve hatta karanlık girdiği her ortamda yaşadığı yoğun kaygı halidir. Çoğu insanın veya çocukların yaşadığı deneyimden farklı olarak niktofobide karanlık korkusu kronikleşmiş ve devam eden bir hal almaktadır. Kişinin sosyal yaşamı ve günlük hayat akşını oldukça olumsuz etkileyebilmektedir. Kişi zamanla günlük işlerinde zorlanmaya ve yaptığı görevlerde ve aktivitelerde daha düşük verim almaya başlar. Karanlık korkusu birçok hayatın alanında olumsuz sonuçlar doğurmaya başlamaktadır.
Niktofobi Belirtileri Nelerdir?
- Karanlıkta kötü bir tehlike olacağını düşünerek aşırı kaygı ve stres hissi
- Bedende tıpkı kalp krizi veya panik atağına benzer titreme, terleme, görmede bulanıklaşma hissi
- Herhangi bir karanlıkta kalma durumuna karşı geliştirilmiş aşırı haysiyet ve gerginlik
- Günlük hayatta karanlık olma potansiyeli olan yerlerden kaçınma davranışı
- Özellikle fiziken mide bulantısı, baş ağrısı, baş dönmesi ve benzeri hisler
Karanlık Korkusu Nedenleri Nelerdir?
Temel anlamda düşündüğümüzde karanlık korkusu pek de şaşırılacak bir yerde değildir. Evrimsel açıdan milattan önce yıllardan bu yana ateşin icadından önce karanlık insanlar için bir bilinmezlik anlamına gelmekteydi. Bu da evrimsel olarak taşıdığımız mirasın bir payıdır. Ancak günümüzde gelişen zihin ve beden ile karanlık korkusunu evrimsel psikolojiye bağlamak her zaman doğru olmayabilir. Kişinin erken dönem yaşantıları veya deneyimlediği travmatik olayların diğer birçok fobi gibi karanlık korkusunu da tetiklediğini söylemek daha doğru olacaktır.
Karanlık Fobisi Kimlerde Daha Sık Görülür?
Karanlık fobisi genetik ve sosyal faktörlere bakmadan çoğu bireyde farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Ancak bazı kişilerde bu daha yaygın görülebilir:
- Gelişim çağındaki çocuklar
- Panik atak, kaygı bozukluğu veya diğer fobilerin bulunduğu veya etkili olduğu bireyler
- Karanlık veya ilişkili herhangi bir deneyimle travmatik yaşantılara sahip bireyler
- Toplumsal olaylar nezdinde ulusal güvenlik sorunu bulunan ülkelerde yaşayan bireyler
Karanlık Korkusu ile Nasıl Başa Çıkılır?
Karanlık korkusu sanıldığından daha yaygın ancak tedavi için başvuruda oranlar düşük olabilmektedir, tıpkı diğer birçok fobi gibi. Bu noktada özellikle hem psikolojik hem davranışçı çözümler daha ivedilikli verim vermektedir. Gerektiğinde farmakolojik tedavi de uygulanmaktadır. Karanlık korkusu için en verimli yolların başında ise psikoterapi gelmektedir. Doğru bir uzman ve etik, kişinin mizacına uygun terapi ekolü ile bu fobi için oldukça yol kat edilebilir. Kaygı düzenleyici uygulamalar ve bir profesyonel yardımı bu konuda en güvenilir yoldur.
Karanlık Korkusu Risk Faktörleri Nelerdir?
Niktofobide risk faktörleri hu karanlık korkusun ortaya çıkmasında en çok tetikleyici rol oynayan içsel ve dışsal faktörleri simgelemektedir. Kimi zaman bu kişinin soyut düşünceleri ancak kimi zaman ise dışsal tetikleyicilerle gerçekleşebilir. Çocukluk deneyimleri, erken dönem yaşantıları, mahrum veya maruz kalınan temel yaşam ihtiyaçları, maruz kalınan travmatik yaşantılar, sosyal öğrenme, kişilik özellikleri, yaş faktörleri ve psikiyatrik rahatsızlıklar karanlıktan korkmadaki başlıca risk faktörleri arasındadır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Niktofobi için başvurulacak en doğru ve ilk adım psikoterapi desteğidir. Alanında uzman ve etik anlayışla çalışan bir psikolog ile devam edilen düzenli psikoterapi seansları ile bu konuda oldukça yol katedilebilir.
Niktofobi özellikle erken dönem yaşantılarında, 5-10 yaş arasında başlar ve kimi zaman ergenlik dönemini de kapsayarak devam edebilir.
Karanlık korkusu yani niktofobi çocukluk yaşantısında belli bir seviyeye kadar beklenen bir durumdur. Ancak kriterler arttığında bir uzmandan yardım almak erken müdahale için önem taşımaktadır.
Diğer birçok fobi ve tik tedavisinde olduğu gibi fobinin seyri ve kişilik özelliklerine göre değişkenlik taşımakla beraber düzenli tedavi ile yüksek oranda azaltılabilmektedir ve bitebilmektedir.
Karanlık korkusunun kriterleri ve risk faktörleri göz önüne alındığında kişinin günlük hayatını etkilemeyen kaygı tedavi edilebilir. Ancak bireysel tedavi yöntemleri işe yaramadığında özellikle ivedilikle bir uzman yardımcı gerekmektedir.
Karanlık korkusu veya Niktofobi için başvurulabilecek ilk ve en önemli kurum bir psikolog ve düzenli psikoterapi yöntemidir. Uzman psikolog bu korkunun kökenleri ve kapsamı hakkında detaylı bir analiz imkanı sunmaktadır.
Hiçbir tedavide olduğu gibi Niktofobi tedavisinde de karanlıktan korkma durumunun iyileşme süreci hakkında net bir bilgi sunmak doğru değildir. Kişinin iç görüsü ve tedavi olmaya istekli oluşuna bağlı olarak süre değişkenlik göstermektedir.
Karanlık korkusu için ilk ve en önemli adım sorumluluk almak ve psikoterapi yönteminden faydalanmaktır. Düzenli terapi ile çoğu zaman bu korku ve panik hali azalmakta ve kişi başa çıkma yöntemleri geliştirebilmektedir.
Psikoterapi ve kişinin kendi tedavi yöntemlerinin yeterli olmadığı noktalarda uzman tavsiyesi ve farmakolojik yardım gerekebilir. Farmakolojik yardım ve psikoterapinin eşlenik gitmesi süreçten alınan verimi de arttıracaktır.
Birçok fobide olduğu gibi düzeltilmeyen veya bastırılan dürtüler yaşamın diğer alanlarını etkileyebilir. Kişinin hayat kalitesini etkileyebilir. Uyku, beslenme, iş veya okul gibi alanlarda verimin düşmesine sebep olabilmektedir.
Kişinin zihninde bir fobi haline gelen karanlık korkusu tedavi edilmediğinde kaygı veya tehlike dürtülerini ortaya çıkarabilir. Bu gibi durumların hızla önüne geçmek ve verimli bir tedavi süreci için kişi terapi sürecine yüreklendirilmelidir.



