Başarılarımızı Neden Sahiplenemiyoruz? Imposter Sendromu

Hayatımız boyunca bir şeyleri başarmak için uğraşırız. Bu çabalarımız bazen istediğimiz sonuçları verirken bazense istediklerimizi elde etmeyiz. Hatta öyle zamanlar olur ki bazı zamanlar başardığımızı zannetsek bile uzun vadede yanılan yine biz oluruz. Başarısız olduğumuzda ya da başarısız olduğumuzu sandığımızda ise çoğunlukla yetersizlik hissiyle baş başa buluruz kendimizi. Başarı, başarısızlık, yetersizlik, güçsüzlük gibi düşünceler bizlere hayatımız boyunca eşlik eder. Başarısızlıktan korkma duygusu sıklıkla aşina olduğumuz bir duygu olsa da bugün değineceğimiz konu biraz daha ilgi çekici; başarıdan korkma ya da bir diğer değişle başarıyı sahiplenememe, nam-ı diğer İmposter(sahtekarlık) sendromu.

İmposter Sendromu Nedir?

Imposter sendromu bireyin kendi başarılarından, yeteneklerinden ve becerilerinden şüphe duyduğu, bu başarıları dışsal faktörlere, şansa veya başkalarının yanlış anlamalarına bağlamasını ifade eden psikolojik bir duygu durum bozukluğudur. Başkaları tarafından ‘sahtekâr’ olarak nitelendirilmekten korku ve kaygı duyulduğu için ismini buradan alır. Bu sendroma sahip kişiler, gerçeklerin(!) bir gün ortaya çıkacağını ve bir şekilde bu başarılarını kaybedeceklerini düşünürler. Bu davranış biçimi, özellikle başarılı bireylerde daha yaygın görülebilir çünkü onların başarıları çoğu zaman başkalarının gözünde takdir edilse de, kendileri bunu hak etmediklerini düşünürler.

Başarılarımızı Neden Sahiplenemiyoruz? İmposter Sendromu
Başarılarımızı Neden Sahiplenemiyoruz? İmposter Sendromu

Imposter Sendromu Neden Olur?

İmposter sendromunu tetikleyen birçok farklı neden olabilir. Bireyin aile ve yakın çevresinin olumsuz tutumları, çocukluk deneyimleri, başarıya dair sorunlu inançlar, toplumsal ve kültürel faktörler, mükemmeliyetçilik, düşük özsaygı ve özgüven gibi çeşitli etmenler kişide imposter sendromu oluşumuna neden olan durumlardandır.

Aileden ya da çevreden gelen yüksek beklentiler, kişinin başarıya fazla odaklanmasına sebep olabilir bu da kişiyi kendini yetersiz hissetmeye itebilir. Aile içindeki başarıya dair yüksek standartlar veya kıyaslamalar, kişilerin kendi başarılarını sorgulamalarına neden olabilir. Performans kaygılarına sebep olabilir.

Çocukluk çağında sürekli eleştiri, hakaret ve aşağılanmaya maruz kalmış bireylerde de bu sendrom görülebilir. Bu kişiler çoğunlukla yaptıklarının görülmemesi üzerine kendilerini başarısız olarak tanımlarlar. Zamanla başardıkları işleri de görmezden gelme eğiliminde olabilirler. 

Bazı toplumsal normlar veya kültürel baskılar, bireylerin kendilerini sürekli olarak sorgulamasına sebep olabilir. Kadınlar veya azınlık grupları, bu tür duyguları daha yoğun yaşayabilir çünkü onlar, genellikle başkalarının daha fazla dikkatini çeker veya başarılarını sorgular. Özellikle kız ve erkek çocukları arasında ayrım yapan ailelerde de bu sendrom gözlemlenebilir. Kültürel olarak baktığımızda toplumsal normlar kadın ve erkekleri başka açılardan imposter sendromuna itebilir. Kadınların kendini geç gösterebilmesi, erkek hegemonyası, başarıya ulaşmalarının daha zor olması gibi durumlardan dolayı başta özgüven eksikliği yaşayan kişiler başarılarının tesadüfen ortaya çıktığını zanneder. Erkekler için ise toplumda başarıya verilen önem, bireyler üzerinde büyük bir baskı yaratabilir. Bu baskı sonucu yetersizlik duyguları oluşabilir. Toplumsal normlar, bireyleri belirli bir başarı standardına ulaşma yönünde zorlayabilir. Özellikle iş hayatında kadınlar ve azınlık grupları, bu baskıyı daha yoğun hissedebilirler. Toplumsal ve kültürel faktörler, bireylerin kendi başarılarını küçümsemelerine ve dışlanma korkusu yaşamalarına neden olabilir.

Başarıya dair sorunlu inançlara sahip bazı insanlar, başarının dışarıdan gelecek tepkilerle ölçülen veya yalnızca çok çalışmakla elde edilebileceğine inanabilir ve bu yüzden başarılarını tesadüfe, şansa veya başkalarının yardımlarına bağlayabilirler. Başarının göreceli bir kavram olduğunu anlamakta ve kendi başarılarının değerini takdir etmekte zorlanırlar.

Bazı kişilik özelliklerinin de imposter sendromuna etki ettiği düşünülmektedir. Bunlardan birisi mükemmeliyetçiliktir. Mükemmeliyetçi olan insanlar sürekli takdir edilmekten, onaylanmaktan ve övülmekten güç bulurlar. Bu güç ile yapacağı işlerde ve hareketlerde her zaman en iyisi olması gerektiğini düşünürler. Mükemmele ulaşamayan ve beklentileri karşılayamadığını düşünen kişi, suçluluk duygusuna kapılabilir ve bu sendrom ortaya çıkabilir. 

Düşük özsaygı ve özgüvene sahip olan bireylerde imposter sendromu görülme ihtimali daha fazladır. Kişinin kendine olan güveni ve özsaygısı düşükse, elde ettiği başarıları kendiliğinden kabul etmekte zorluk çekebilir. Bu tür kişiler, başarılarını dışsal faktörlere bağlama eğiliminde olabilir ve bir gün bu başarıların gerçek olmadığı ortaya çıkacak gibi hissedebilirler.

Bu faktörlerin bir çoğu imposter sendromunu tetikleyebilir. Bu sendroma maruz kalmak için tüm faktörlere sahip olmak gerekmez, biri ya da bazıları da yeterli neden olabilir. Bu sendrom zamanla daha belirgin hale gelebilir fakat fark edilip üzerinde çalışıldığında üstesinden gelinmesi mümkündür.

Sahtekarlık Sendromu Belirtileri Nelerdir?

Bu sendromun birçok belirtileri mevcuttur. Bu belirtilerin sıklığı ve boyutu oldukça önemlidir. Sahtekarlık sendromunu daha iyi tanıyabilmek adına belirtilerine daha yakından bakalım:

  • Başarısız ve Yetersiz Olduğunu Düşünme: Birey yeterince kadar becerikli veya akıllı olmadığını, bulundukları pozisyonu veya başarıyı hak edecek yeterliliğe sahip olmadığını düşündüğü için sürekli olarak başkalarını kandırıyormuş gibi hisseder.

  • Aşırı Hazırlık Yapma: Aşırı hazırlık gereksinimi, bu sendroma sahip bireylerde görülen belirtilerden biridir. Bu kişiler özünde kendilerini başarısız gördüğü için başkaları ile aynı hedefe ulaşabilmek için diğerlerinden çok daha fazla çaba sarf etmeleri gerektiğine inanırlar.

  • Erteleme Davranışı: Mükemmeliyetçi bireylerde de görülen bu davranışta kişi başarısız olma korkusuyla görevlerini erteleyebilir ve son dakika hazırlıkları nedeniyle bunun anlaşılacağına inanabilir.

  • Başarısızlıkları Üstlenme: Bu kişiler genellikle başarılarını dış etkenlere veya şansa bağlarlar ve başarılarını içselleştirmezler. Buna karşın, hataları veya başarısızlıkları üstlenme eğilimindedirler. Başarıları sahiplenmezken, başarısızlıkları çabucak sahiplenebilirler. Örneğin, kendilerinden bağımsız şekilde dış etkenlerden dolayı ters gittiğinde bile kendilerini suçlayabilirler.

  • Övgülerden Rahatsız Olma: Başarılı oldukları için övgü aldıklarında kendileriyle gurur duymak ve başarılı hissetmek yerine endişeli hissedebilirler. Bu durum daha yüksek bir performans göstermek için ek baskı oluşturabilir. Övgülerin gerçekliği konusunda şüpheye düşebilirler.

  • Görünür Olmaktan Korkma: Bu kişiler özünde başarısız olduklarını düşündükleri için eğer görünür olur veya keşfedilirlerse foyalarının ortaya çıkacağından korkarlar. Bu yüzden mümkün olduğunca ön planda olmaktan kaçınırlar.

  • Başarıların Şans Eseri Olduğunu Düşünme: Bazen de başarılardan kaçmayan ve kabul eden bireyler bu sefer de bu başarıların şans eseri ve tesadüfi olduğu düşüncesine girebilirler.


Başarılı Olduğunuza İnanmıyor Musunuz? – Klinik Psikolog Cemre Dilan Uluyürek

 İmposter Sendromunun Özellikleri Nelerdir?

Imposter sendromunun özellikleri kişinin çevresine ve kişilik dinamiklerine göre değişkenlik gösterebilir. Bu sendromun başlıca özellikleri şunlardır:

  • Başarıları küçümsemek 
  • Mükemmeliyetçilik
  • Yeteneklerinden şüphe etmek
  • Hataları büyütme eğiliminde olmak
  • Çevreden gelen takdirleri abartılı bulmak
  • Özgüvensiz hissetmek
  • Başarıları şansa bağlamak
  • Yetersiz hissetmek
  • Performans kaygısı duymak
  • Tükenmiş hissetmek

Imposter Sendromu En Çok Kimlerde Gözlemlenir?

İmposter sendromu, her yaştan ve her meslek grubundan insanı etkileyebilir, ancak bazı gruplarda daha yaygın olarak gözlemlenir. Örneğin yapılan bazı araştırmalarda bu sendromun kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görüldüğü ortaya konmuştur. Hayatımızın bir döneminde de olsa yaşayabileceğimiz bu sendromun daha sık görüldüğü bazı gruplar şunlardır:

  • Yüksek Başarı Beklentisi Olan Çalışanlar: Rekabetçi ortamlarda çalışan kişiler, imposter sendromundan daha fazla etkilenebilir. Başarıya ulaşan bireyler, genellikle daha yüksek beklentilerle karşı karşıya oldukları için kendi başarılarını yetersiz bulup hak etmediklerini düşünebilirler. 

  • Öğrenciler: Eğitim gören kişilerin imposter sendromu yaşama olasılıkları daha yüksektir. Bu ortamda, sürekli olarak kendini diğer öğrencilerle kıyaslama, en iyi olmak için baskı hissetme ve akademik başarıyı kendine ait olarak kabul etmeme gibi duygu ve davranışlar ortaya çıkabilir.

  • Sanatçılar: Çeşitli dallarda sanatçılar ve yaratıcı mesleklerde çalışan kişiler de imposter sendromu yaşayabilirler. Yaratıcı işlerin çoğu öznel olduğu için, başarılarını objektif bir şekilde değerlendirmek zor olabilir. Ortaya koydukları eserlerin yeterliliğinden şüphe edebilirler. Kendilerini sürekli olarak “gerçek” sanatçılardan veya yaratıcı kişilerden farklı hissedebilirler.

İmposter Sendromu ile Nasıl Başa Çıkılır?

Birçok duygu durum bozukluğunda olduğu gibi imposter sendromu ile başa çıkmak da mümkündür. Bu süreçte kişinin kendine olan güvenini artırmak, bakış açılarını değiştirmek ve sağlıklı bir zihin yapısı inşa etmek çok önemlidir. Kişi alanında uzman bir psikologdan destek alarak bu sorunun üzerine gitmeli ve tedavi görmelidir.

Bu sendroma eşlik edebilecek birçok farklı rahatsızlığın (kaygı bozuklukları, depresyon vb.) olacağı unutulmamalıdır. Bu sebeple profesyonel bir yardım olmak önemlidir. Bireyin yaşam öyküsünün hangi noktalarında bu durumun ortaya çıktığının belirlenmesi gerekir. İmposter sendromu ile başa çıkmada kullanılabilecek yöntemler ve öneriler şunlardır:

  • Düşünce Örgüsünü Değiştirmek ve Dönüştürmek 
  • Başarıya Dair İnançları Sorgulamak ve Değiştirmek
  • Çevreyle Kıyaslamanın Önüne Geçmek
  • Pozitif Geribildirimleri Kabul Etmek ve İçselleştirmek
  • Özgüven ve Özsaygıyı Güçlendirmek

İmposter Sendromu ile İlgili Sık Sorulan Sorular

İmposter Ne Anlama Gelir?

İmposter’ı Türkçeye çevirdiğimizde “sahtekâr” anlamına geldiğini görüyoruz. Sendroma bu ismin verilmesinin sebebi kişinin gerçekten başarılı olsa bile kendi “sahtekâr” olarak hissetmesi ve başarıyı sahiplenmemesidir.

İmposter Sendromu Tedavi Edilebilir Mi?

Evet, İmposter Sendromunun tedavisi de diğer birçok psikolojik rahatsızlık gibi mümkündür. Gerekli profesyonel desteği almak çok önemlidir.

İmposter Sendromu Nasıl Atlatılır?

İmposter Sendromunun atlatılması hastalığın boyutuna ve bireyin ihtiyaçlarına göre şekillenir. Tedavi için bireyin uzman bir psikoloğa başvurması önceliklidir. Bilişsel Davranışçı Terapi odaklı yaklaşımlar ve bireye özel stratejilerle süreç atlatılabilir.

Empoze Hastalığı Nedir?

Empoze hastalığı, bireylerin dikkat, ilgi çekmek ve psikolojik onay almak için başkalarını etkilediği ve yönlendirdiği manipülatif bir ruhsal bozukluktur.

Yetersizlik bir duygu mu?

Yetersizlik hem duygu hem de düşünce olarak deneyimlenebilir. Bazen yetersiz olduğumuz düşüncesi bizi yetersiz hissettirebilir. Ancak birey tarafından genellikle bir duygusal bir deneyim olarak tanımlanır. Buna karşın bilişsel süreçlerin rolü çok önemlidir.

İnsan neden kendini yetersiz hisseder?

Yetersiz hissetmenin farklı sebepleri olabilir. Çocukluk dönemindeki eleştirel ve baskıcı yaklaşımlar, toplumsal beklentiler, özgüven eksikliği, başarısızlıklar, çevreyle kendini kıyaslama gibi birçok neden sıralanabilir.

Yetersizlik hissi nasıl tespit edilir? 

Yetersizlik hissini tespit edebilmek için bireyin düşünce şemasını, davranış örüntülerini, fiziksel semptomlarını, duygusal durumunu ve sosyal ilişkilerini analiz etmek gereklidir.

Yetersizlik hissi nereden gelir?

Yetersizlik hissinin çocukluk deneyimleri, düşünce yapısı ve bireyin psikolojik özelliklerinden geldiği düşünülmektedir.

Yetersizlik hissi nelere sebep olur?

Yetersizlik hissi strese, kaygıya, özgüven ve özsaygı eksikliğine, depresyona kadar çeşitli rahatsızlıklara sebep olabilir.

İmposter sendromu olan birine nasıl davranılmalı?

İmposter sendromu yaşayan birine mümkün olduğunca destekleyici ve empatik yaklaşmak gerekmektedir. Bireyin başarıları gerçekçi bir şekilde takdir edilmeli ve ödüllendirilmelidir.

Tükenmişlik sendromu nasıl anlaşılır?

Tükenmişlik sendromuna yakalanmış bir kişi çoğunlukla kendini aşırı derecede yorgun ve bitkin hisseder, kaygı ve stres seviyesi yükselir, uyku bozukluğu yaşar, odaklanma problemi yaşar ve yaptıklarından keyif alamaz.

Bi’Şey Seans, psikoloji alanında destek arayan bireylerin ihtiyaçlarına en uygun uzmanı kolaylıkla bulabilmesi için tasarlanmış bağımsız bir web sitedir. Bi’Şey Seans, güvenilir bilgiye erişimi kolaylaştıran; ancak bir sağlık hizmeti sağlayıcısının yerine geçmeyen tarafsız bir yapı sunar.

Bu kapanacak 10 saniye