Arkadaşlarınızla planlarınızı bir bir iptal ettiğiniz, işe gitmekte çok zorlandığınız, evdeki günlük işlerinizin bile büyük bir yük gibi hissettirdiği günler yaşadınız mı? Sanki sizi artık hiçbir şey heyecanlandıramaz veya üzemez gibi hissettiğiniz… Salonunuzdaki koltuğa yatıp belki günlerce hareketsiz kaldığınız ve kıyafetlerinizi değiştirmek için bile enerji bulamadığınız günler…
Tüm bu deneyimler Apati Sendromu’nun belirtileri olabilir. Apati Sendromu, kişinin içinde bulunduğu durumlara ve hayata karşı ilgisini kaybetmesi, keyif alamaması ve harekete geçememesiyle karakterizedir. Bu durum bazen kısa süreli bir deneyim olarak geçebilirken, bazen de depresyon, şizofreni, kaygı bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu veya tükenmişlik gibi daha karmaşık klinik tabloların uzun süreli bir sonucu olabilir. Ayrıca, bazı ilaçların yan etkisi veya nörolojik hastalıkların bir belirtisi olarak da görülebilir. Örneğin, Alzheimer, Parkinson, travmatik beyin hasarları, felç veya beyin tümörleri gibi durumlar apatiye yol açabilir.
Hem kendi deneyimlerimizi hem de çevremizdekilerin deneyimlerinin Apati Sendromu’na karşılık gelip gelmediğini belirtileri gözlemleyerek karar verebiliriz. Öncelikle keyifsizlik anahtar kelime olacaktır. Önceden yapmaktan keyif alınan herhangi bir aktiviteye karşı ilgi yitirilmiştir, onu yapmakla ilgili bir keyif hissedilmez. Bu keyifsizlik yalnızca hobilerle sınırlı kalmaz; tüm hayata yayılır. Yaşamın kendisinin döngülerine karşı herhangi bir mutluluk, heyecan, tatmin hissedilmez. Bu hissizlik kişinin yüz ifadelerinden de gözlemlenebilir. Daha soğuk, nötr ve durumlara karşı kayıtsız bir ifadeye sahiptir. Kişi, önceki arkadaşlıklarından, ailesinden gittikçe uzaklaşır. Planlara dahil olmak istemez. Dahil olsa da iletişim kurmaktan kaçınır. Bu uzaklaşma ilişkilere karşı bir tavır koyma ya da kızgınlık taşımaz. İlişkilerdeki paylaşımlara enerji bulamadığı için uzaklaşmaktadır. Zamanla, kişi tüm aktivitelerden ve ilişkilerden uzaklaştıkça daha hareketsiz ve yalnız bir yaşam sürmeye başlar. Bu durum, kişinin fiziksel sağlığını, kişisel bakımını, iştahını ve uyku kalitesini de olumsuz etkiler. Uzun süreli apati, geleceğe dair değişim umutlarını da azaltır ve kişinin adım atmayı ertelemesine neden olarak bir kısır döngü yaratır.

Apati, Mental Bozuklukların Tanı Kılavuzu’nda (DSM) tek başına bir bozukluk olarak ele alınmaz. Çeşitli mental bozuklukların belirtisi olarak görülür. O nedenle apati tanısı örneğin, bir psikiyatrik tanı gibi konulmaz, psikiyatrik bir tanın belirtisi olarak değerlendirilebilir. Apati durumunu tespit edebilmek için çeşitli ölçeklerden ve gözlemden faydalanılır. Bu ölçekler, apatinin belirtilerini ve şiddetini ölçer. Bununla birlikte ilgisizlik halinin sürekliliği de tanı değerlendirmesine katkı sunar. Apatinin kaynağını tespit etmek için geniş bir araştırma yürütülür.
Apati, bir mental bozukluğun semptomu olarak tespit edilirse, tedavi süreci buna yönelik planlanır. Örneğin, depresyon nedeniyle oluşan apatiyi tedavi etmek için depresyon ilaçları kullanılabilir. Parkinson gibi nörolojik hastalıklar nedeniyle oluşan apati ise, Parkinson tedavisi ile ele alınabilir. Ayrıca psikoterapi apatinin yıkıcı etkileriyle başa çıkmak için önemli bir araçtır. Psikoterapi seanslarında kişiler hayata ve aktivitelere karşı ilgisizliklerinin kaynaklarını keşfedebilir, adım atmasının önündeki içsel nedenleri tanıyarak onları dönüştürmenin yollarını arayabilir.
Apati ile başa edebilmek için öncelikle bu durumu nasıl yaşadığınızın detaylı içsel analizini yapmak yardımcı olacaktır. Duygu, düşünce, davranış ve sonuçlarını belirleyerek otomatik pilotta yaşadığınız zorluklara daha geniş bir açıdan bakmak görmekte zorlandığınız yerleri aydınlatabilir. Örneğin, zihniniz ev işlerinin tamamlanması mümkün olmayan bir yığın haline geldiğinin resmini çizerken ertelemek kaçınılmazdır. En küçük basamak ne olurdu? diye sorarak gerçekleştirme ihtimaliniz olan bir hedef belirleyebilirsiniz. Her ne kadar içsel sesiniz sizi yalnızlaştırmaya çalışsa da, bu sesle birlikte yakınlarınızla bir arada olmak, aynı ortamı paylaşmak bile bir adım atmanıza yardımcı olabilir. Bunun sizin için neden değerli olduğunu kendinize hatırlatmak güç verecektir. Apatiyle başa çıkmak için fiziksel aktivite güçlü bir araçtır. Uzun yürüyüşler veya spor salonunda vakit geçirmek zor görünebilir, ancak başlangıç olarak kısa yürüyüşler veya hafif egzersizler bile faydalı olabilir. Bazen duş almak bile önemli bir adım olabilir.
Apati Sendromu ile İlgili Sık Sorulan Sorular
Apati ve depresyon birbirine benzer deneyimleri içerir. Bu nedenle yoğun ilgisizliğin ve keyifsizliğin eşlik ettiği depresyona böyle denilebilir. Fakat depresyon ve apati aynı şeyler değildir. Depresyon içinde apatiyi barındırabilir.
Donuk, kayıtsız ve herhangi bir duygu ifadesinin olmadığı yüzlere denebilir.
Majör depresif bozukluk başta olmak üzere pek çok psikiyatrik tanıya apati eşlik edebilir. Bunun yanında yoğunluğu daha az ve daha kısa süreli deneyimlerde, ilişkilerinde çatışma yaşayanlarda, önemli hayat değişiklikleri yaşayanlarda, işiyle ilgili olumsuz deneyim yaşayan kişilerde de apati görülebilir.
Apatik kişiler özellikle çevrelerinde olup biten olumlu ve olumsuz tüm durumlara karşı kayıtsızlıklarıyla ön plana çıkarlar. Buna ek olarak aktivitelerden keyif almakta zorlandıkları için sosyallik içeren durumlarda geri çekilme davranışı gösterirler. Geri çekilme yalnızca sosyal aktivitelere karşı değil, kişisel bakım gibi aktivitelerde de gözlenebilir.
Kişi çevresinde olup bitenleri değerlendirmek, memnun değilse değiştirmek için bir harekete geçmiyorsa, yakınındaki insanlarla hem sözel hem de duygusal paylaşımlarda bulunmaktan kaçınıyorsa ilgisiz davrandığı söylenebilir.
Kişi, keyif hissetmiyorsa ilgisini yitirir ve bir şeyler yapmaya motive olmaz. Bu nedenle kendisinin dahil olduğu veya olmadığı herhangi bir duruma karşı umursamaz bir tavır içine girebilir. Kaybedilen keyif alma duygusu ve heyecanı başta kişinin kendi hayatına karşı daha sonra bir başkasının hayatına karşı anlam yaratmayı zorlaştırır. Anlamsız bir hayat da umursanması zor bir hayattır.
Apati ve tükenmişlik sendromu birbirinin yaşanmasına kaynak olan iki durum olarak değerlendirilebilir. Motivasyonsuzluk ve ilgisizlik gibi pek çok benzer yönü vardır. Fakat aynı değillerdir. Apati, pek çok psikiyatrik tanının genel bir sonucu olarak karşımıza çıkarken tükenmişlik sendromunu genel olarak hayatının her alanında değil iş gibi özel bir alanda da deneyimlenebilir.
Apati, majör depresyonun, kaygı bozukluklarının, travma sonrası stres bozukluğunun, şizofreninin ve bazı nörolojik bozuklukların belirtisi olabilir.
İlgisizlik en başta kişinin kendisiyle olan ilişkisinin bozulmasına yol açar. Kişi kaybettiği motivasyonla birlikte kendisine ve hayatına dair pozitif duygular yaşamakta zorlanır. Buna ek olarak ailesi ve arkadaşları gibi çevresindeki diğer insanlarla iletişimde yaşanan kopukluklar ilişkilerin bozulmasına neden olabilir. Böylece kişi daha yalnız bir hale gelebilir. Motivasyonsuzluk beraberinde iş hayatındaki zorlukları da getirebilir. İş kaybına neden olacak sonuçlara yol açabilir.
Belirli bir süre vermek mümkün değildir. Apatinin nedenini tespit ettikten sonra o nedeni ortadan kaldırmak ne kadar sürerse apati de o kadar sürebilir. Kısa süreli bir stresli durumdan kaynaklanıyorsa, örneğin tez yazmak gibi, bu süreç sona erdiğinde apati belirtileri de ortadan kalkabilir. Fakat mental veya nörolojik bir bozukluk sonucu ise bu bozukluğun tedavi süreciyle eş zamanlı ilerleyebilir. Tedaviye ulaşmak ve ihtiyaç duyulan sosyal desteğin alınabilmesi de apatinin süresini belirleyen diğer faktörler olabilir.



